Minyatür Kelime Anlamı
Minyatür, Latince “kırmızı ile boyamak” anlamına gelen, miniare kelimesinden türetilmiştir. Konu başlıklarını minium, yani sülyen ile belirginleştirmeye miniare adı verilmiştir. Zamanla metni süsleyen resimlere de minyatür denilmiştir. İranlılar ve Türkler bu tarz resmi “Nakış resim” veya “Hurde nakış” diye adlandırmıştır.
Minyatür sözcüğü Latince’de “minium”, İngilizce’de “illumination”, Fransızca’da “miniature” ve Almanca’da ise “miniatur” olarak kullanılmış ve Türkçe’ye “minyatür” şeklinde girmiştir. Osmanlıcada minyatüre “nakış”, ustasına da “nakkaş” denilmektedir. Minyatür geniş anlamıyla el yazmalarında metni aydınlatmak amacıyla yerleştirilen açıklayıcı resimlerdir (Anonim, 1997a: 1262).
Minyatür Sanatının Tarihçesi
İnsanlar tarih boyunca duygu ve düşüncelerini, içinde yaşadıkları dünyayı ve toplumsal olayları anlatmak için resmi kullanmışlardır. Bugünkü resim sanatının kökleri binlerce yıl öncesine uzanmaktadır.
Geleneksel Türk resminin temellerinden biri olan minyatür; tarihi ve günlük olayları betimleyen, anlattığı zamanın geleneklerini, kültürünü ve yaşam tarzını ortaya koyan belge niteliğinde önemli bir sanattır. El yazmalarına metni aydınlatmak amacıyla yerleştirilen minyatürlerin, ilk örneklerine İslâm öncesi dönemlerde rastlandığı görülmektedir. Yapılan araştırmalar kapsamında Orta Asya’da Türkler tarafından yapılan minyatürlerin geçmişinin, 8. yüzyıla kadar dayandığını ortaya çıkarmıştır. Uygurların ilim merkezi olan Turfan, Buhara ve Semerkant şehirleri, dönemin minyatür sanatının en önemli merkezlerinden kabul edilmektedir. Bu merkezlerde minyatür sanatının duvar fresklerindeki ilk örnekleri verilmiş ve günümüze kadar gelmeyi başaran eserler hayata geçirilmiştir.
2.yüzyılda Mâni dinine mensup sanatçılar tarafından Orta Asya’da yayılan minyatürler, Türk ve İslam minyatür sanatının da kaynağını oluşturmaktadır. Yunan, Roma ve Bizans'ın elyazması kitaplarının da minyatürlerle süslendiği görülür. Hıristiyanlık yayılınca minyatür özellikle elyazması İncilleri süslemeye başlamıştır. Batı’da minyatürün gelişmesi ise 8.yüzyılın sonlarına denk düşer.
Minyatür, Doğu ve Batı dünyasında çok eskiden beri bilinen ve kullanılan bir resim tarzıdır. Türk-İslam minyatürlerinin bilinen ilk örnekleri, Anadolu topraklarında yaşamış Selçuklulara aittir. Ancak Doğu ve Batı minyatürleri resim sanatı yönünden hemen hemen birbirinin aynı olmakla birlikte renk ve biçimlerde, konularda ayrılıklar görülmektedir. Türk kitap resimlemeciliğinin kökenleri ise Uygur Türkleri’ne kadar uzanmaktadır.
İlk İslam minyatürlerinin XII. ve XIII. yüzyıla ait olduğu bilinmektedir. İlk atölyeler Bağdat’ta kurulmuştur. Uygur minyatürleri, figür tipleri ve kompozisyonlarıyla Selçuklu minyatürlerine öncülük etmiştir. Selçukluların İran’dan Mezopotamya, Suriye ve Anadolu’ya yayılmasıyla ilk Türk-İslam minyatür üslubu doğmuştur. Bu ilk tasvirlerde Bizans resminin etkileri görülmektedir. Bu tasvirlerde günlük hayata ait eşyalar ve sahneler ve dönemin sosyal hayatı yansıtılmıştır.
Osmanlı devri minyatüründe ise başlıca üç konu görülür. Bunlar, tarih, edebiyat ve din alanına giren eserlerden oluşur. En çok resimlenmiş olan yazmalar, birinci gruba girenlerdir. Bu eserlerin bir bölümü sultanların hayatına, bir kısmı fetih ve savaşlara, bir kısım Türk bilginleri ile bilgelerinin yaşamlarına aittir. Bunlara, bir devrin yaşayış biçimini gösteren şenlikleri de eklemek gerekir.
Minyatür Sanatında Önemli Şahsiyetler
13. yüzyılda Konya’da Abdülmü’min el-Hûyî’nin hazırladığı Varka ve Gülşen mesnevisinin minyatürleriyle, Harirî’nin Makâmât’ının minyatürleri bu dönemin en önemli eserleridir.
Fatih döneminde cerrahlık üzerine yazılmış nakkaşı bilinmeyen minyatürlü bir yazma görülür. Adı bilinen nakkaş Sinan Bey’dir.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde en ünlü minyatür sanatçılardan birisi de Matrakçı Nasuh’tur. Osmanlı tarihini konu alan eserlerini resimlerken, figürsüz manzaralar veya kuşbakışı topografık tasvirler olarak tanımlanabilecek yepyeni bir üslup yaratan büyük bir sanatçıdır.
Türk minyatür sanatının en verimli ve üretken dönemi olarak kabul edilen II. Selim ve III. Murat arasındaki döneminde Nigar’i insan tasvirleri yapmıştır. Nigar’i Yavuz Sultan Selim, Barbaros, Hayreddin Paşa, I. Francois ve V. Şarl’ın resimlerini yapmıştır.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında minyatürden etkilenen ressamlardan biri de Turgut Zaim’dir.
Osmanlı’da Minyatür Sanatının Gelişimi
İlk evre veya oluşum evresi II. Mehmed ile başlayan, II. Bayezid ve I. Selim’in saltanat yılları ile son bulan 1451 ve 1520 yılları arasındaki dönemi kapsamaktadır. İkinci evre Geçiş evresi I. Süleyman ve II. Selim Dönemi 1520-1574 yıllarını, Üçüncü evre, Klasik Evre: III. Murad ve III. Mehmed Dönemini 1574-1603 yıllarını, Dördüncü evre, geç Klasik ve Duraklama Evresi olarak 1603-1700 yıllarını, Beşinci evre, III. Ahmed Dönemi ve 18. Yy. ilk yarısını kapsayan 1700-1750 yılları arasındaki dönemi: Altıncı ve son evre ise 1750-1900 yıllarını kapsamaktadır. 1750 yılından sonrası Osmanlı minyatürünün sonu olarak değerlendirilmektedir” (And, 2002: 33).
Minyatür Eserleri Örnekleri
15. yy. dan günümüze ulaşan Türk minyatür sanatının ilk örnekleri olarak Osmanlı resimli el yazmalarının erken örneği olarak kabul edilen 1416 tarihinde Amasya’ da hazırlanan; 1390 tarihli Ahmedî’nin İskendernâme adlı eserinin kopyasıdır. Yine aynı yüzyılda üretilmiş olan minyatürlü el yazmaları: 1455-1456 Edirne’ de yapılan günümüzde Oxford Bodlein Library’de bulunan Tebrizî’nin Dilsûznâmesi (Mahir, 2005: 43-44; Çağman, 1976:335-336), 1460-1480 yılları arasında yapıldığı düşünülen, günümüzde R.989 Topkapı sarayı Müzesi Kütüphanesi’ ne kayıtlı olan Şair Kâtibi’nin yazmış olduğu Külliyat-ı Kâtibi adlı eseri ve 1465’ de Amasya’ da Şerafeddin Sabuncuoğlu tarafından hazırlanan Kitâbü’l-Cerrahiyyeti’l-İlhaniyye (Çağman, 1976: 335-336) dir. Bunlar dışında: 15. yy. son çeyreğinde üretilen üç adet Fatih Sultan Mehmed Portresi de Osmanlı Minyatür Sanatının ilk eserlerindendir (Konak, 2013: 7).
Kaynakça
Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yazma ve Nadir Eserler Daire Başkanlığı, Erişim Tarihi: 31.12.2021
Aslanapa, O., (1976). Türk Sanatı, İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları
Pugaçenkova, G., (1986). Orta Asya’nın Şaheserleri Resim ve Minyatür. Taşkent: Edebiyat ve Sanat Neşriyatı
Yetkin, S.K., (1984). İslam Ülkelerinde Sanat, İstanbul: Başaş Ofset
Kılıç Hüsna, Osmanlı Minyatürlerinde Padişah Portreleri, Lale Kültür, Sanat ve Medeniyet Dergisi | Ocak- Haziran 2020
Kızılşafak Elanur, Minyatürden İllüstrasyona Tarihsel ve Güncel Bir Bakış, 2014
Anonim, (1997a). Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi, “Minyatür” maddesi, Yapı-Endüstri Merkezi Yayınları, Cilt:2, İstanbul, s-1262
Okt. Fatma Nilhan Özaltın, Doç. Dr. Filiz Nurhan Ölmez, Osmanlı Dönemi Minyatürlerinde El Sanatlarından İzler, Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Hakemli Dergisi Art-E Mayıs 2011-07